Yurtdışında Aile Hayatı Yaşayan Müslüman Hanımefendiye Mektup

ŞEHİR: Avusturya
SORU:
Selam aleyküm hocam. Hocam ben yeni evlendim ve Avusturya’ya geldim burada yaşıyoruz şuan. Ben sizden tavsiyeler istirham edecektim. Hep sizin derslerinizle yatıp kalkıyorum, elimde hep kitaplarınız var. Özellikle kıblegah evler kitabı hep açıkta(hatta buraya geldiğimin ikinci haftası o kitaptan hazırlanarak sohbet yaptım ki, buraya gelince Musa a.s.’i daha iyi anlamış oldum.) Hep evdeyim ne okumalıyım, nasıl bir yol izlememi tavsiye edersiniz, çünkü sizin sözleriniz üzerimde çok tesirini gösteriyor. Allah razı olsun. İkincisi de eşim İslam’ı daha düzenli yasamaya yeni başladı sayılır, daha sevdirmek için, ibadetlerini daha coşku ile yapabilmesi için ne yapmamı önerirsiniz? Rabbim sizi başımızdan eksik etmesin, çarpıcı üslubunuzla nice gönülleri feth etmeniz dileğiyle hocam, Hakk’a emanet olunuz!

CEVAP:

Selamünaleyküm.

Allah Teâlâ sizi de bizi de rızasına uygun bir hayat yaşamaya muvaffak kılsın. Sıhhat ve huzurunuz için dualar eder, sizden de dua isteriz. Eşinizi de hususiyetle tebrik ederim. Ona da sıhhat ve afiyetler temenni ediyorum.

1- Evinizi istasyonlaştırmayın. Hırsıza karşı tedbir aldığınız gibi giren çıkanın bırakabileceği fitneye karşı da tedbirli olun. Hanımlar genellikle eşlerinin başka bir kadında takıntısı olmasına karşı dedektif gibi davranırlar ama aynı erkeğin fitneye yakalandığında artık kadın erkek sınırını aşmış olacağını düşünmezler. Mesele Allah korkusunu esas alma meselesidir. Bir insan Allah korkusuyla oturup kalktıktan sonra artık onun için huzuru bozacak sıkıntılar en asgari düzeye inmiş demektir.

İmanında sıkıntı hissettiğiniz insanları evinizde misafir etmeyin. Zorunlu gelenleri saatle, dakika ile sınırlı bir şekilde tutun evinizde. Hastalığın mikrop bulaştırma riskini hiç unutmayın. Bedenlerimizin mikrop kapmasından daha çok beyinlerimiz tehdit altındadır.

Evinize giren çıkanlara getireceğiniz sansüre, bir poşet bile dâhil olmalıdır. Mesela açık bayan resmi bulunan bir poşeti evinize sokmayın. Buna varıncaya kadar dikkatli olun.

Elektronik şeytanlara dikkat edin. Tamamen kaldırmayı beceremiyorsanız da sınır getirin. İnternet/TV esiri bir hayatı ne yapacaksınız?

2- Bir hanım olarak en büyük vazifenizin eşinizin sizinle mutlu olmasını sağlamak olduğunu hiç unutmayın! Eşinizin sizinle mutlu olmasının ne demek olduğunu iyi anlayacağınız bir çizgi çizeyim size:

Eşiniz, beş yıl sonra bile sizi birinci gece gibi sevmelidir. Dünyadaki milyarlarca kadına rağmen, Allah’ın bir tek kadın yarattığını ve onu da kendisine lütfettiğini hissetmelidir. ‘Kadın’ kelimesi, kesinlikle hemen sizi hatırlatmalıdır. Daha da keskin bir çizgi çizebilirim sizin için: Eşiniz, sizin dışınızdaki kadınlara, sizin değeriniz azalmasın diye bakmamayı yeğlemelidir.

Burada zor bir soru var elbette: Bu nasıl sağlanacak?

Evet, bu zor ama imkânsız olmayan bir cevabı barındırıyor.

Bir kere kalplerin Allah’ın elinde olduğunu, kalpleri dilediği gibi yönlendirdiğini iyi bilin. Çok dua edin. Her gün, her namazdan sonra dua etmeye alışın. Filan yerdeki zavallı mü’minlere dua ettiğiniz gibi eşinizle mutluluğunuz için de dua etmelisiniz. Dua en büyük silahınızdır.

Duadan sonra en önemli gücünüz bedeninizdir. Bedeninizi taze ve bakımlı olarak onun önünde tutmalısınız. Sadece cinsel ilişki zamanlarında bedenini sunan kadınlar, zamanla eşlerinin kendilerinde çok beklenti taşımadığını görmektedirler. Bir kere siz, akşam eşiniz dönünce hazır yemek bulmasını ona ait bir hak olarak gördüğünüz gibi, onun akşam eve döndüğünde yeni çehresiyle onu bekleyen bir kadın bulma hakkının da olduğunu bilmelisiniz. Şüphesiz bu her gün kuaföre gitmenizi gerektirmiyor. Hatta hiç kuaför görmeniz bile gerekmiyor. Önemli olan sizin bu hissiyatı taşımanızdır. Misafir için hazırlık yaptığınız hâlde eşinizi, ter kokan çamaşırlarla karşıladığınızda nasıl bir yanlışın içinde olduğunuzu anlamalısınız.

Bir ‘hoca’ olarak, bu konuları size yazmamı insanlar yadırgıyor olabilirler. Size dinimin bana öğrettiklerini yazıyorum ben. Dinim ise namaz kılmayı öğrettiği gibi bunları da öğretiyor. Aslında hayat da bunlardır.

Eşinizle yatak odasını kullanmanız tam anlamıyla bir saatlik bir dünya cennetini yansıtmalıdır. Eşiniz, o iltifatları unutmamalıdır.

Bunu yaparken de bir lütuf yaptığınızı düşünmeyin. Bu bir cihattır. Erkeklerin iffetini koruma, onları Allah’ın huzuruna namuslu erkekler olarak gönderme cihadı yapıyorsunuz. O da siz de kesinlikle kazanıyorsunuz, kazanacaksınız. Yatak odasını çok iyi kullanın. Bi kere yatak odasında, sizin de eşinizin de huzur bulacağı bir ortam olsun. Mobilya dükkanı gibi bir odaya sıkışıp kalmayın. Eşinizin hoşlanmayacağı renkleri, parfümleri kullanmayın. Hissettirmeden onun renk, koku zevklerini tespit edin.

Eşinizin uykusunu izleyin. Uyku üzerindeki hassasiyetlerini tespit edin. Hemen uykuya dalan biri ise, ona kendinizi o saatte sunmayın. Elinde tabakla bekleyen garson gibi ortada kalırsınız şevkiniz kırılır. O takdirde uykudan uyandığı saatleri tercih edersiniz. Aksi olursa yani, uykusu hemen derinleşmeyen biri ise kendinizi ona uykunun ilk saatlerinde sunarsınız. Bunu siz ayarlayacaksınız. Tabii ki sizin de durumunuza bakacaksınız ve ortada bir denge oluşturacaksınız.

Ömrünüzün en tatlı olması gereken yılları tartışmalarla, acemi tavırlarla geçirmeden önce, kısa denemelerle bu sorunları çözebilmelisiniz.

Dilinizi iyi kullanın. Bir erkeğin arkadaşlarından yediği dayaktan çok, hanımından dinlediği ağır sözlerin onu etkileyebileceğini hiç ama hiç unutmayın. Elbette sizin de gergin olduğunuz zamanlar olacaktır. Bu sözleri o da bilmeli, o da sizin üzerinizden bu incelikleri düşünmelidir.

Yatak odasını iyi kullanın, sizin mutluluk laboratuvarınız orasıdır. Bütün mutluluk formüllerini orada üreteceksiniz. Eşiniz hoşlanıyorsa banyoyu da beraber kullanabilirsiniz. Şunu iyi bilin: Yıllar sonra pek çok şeyden bıkacaksınız. Evinizin mobilyasından, ziyaretçiden, geziden ve benzeri her şeyden ama yatak odasındaki ilişkiler eşiniz ölmeden eskimeyecek, her gün yeni gibi kalacaktır. Ona göre pek uzun bir yola hazır olun.

‘Kıblegâh Evler’ kitabını okuduğunuza göre size çok ayrıntı yazmam gerekmiyor ise de tekrar hatırlatayım. Bütün bunları yaparken siz, neden Allah Teâlâ’nın size Cuma Namazı’nı, cihadı farz etmediğini iyi düşünerek yapın. Sizin asıl misyonunuzu iyi hatırlayın. Yaptığınız her şey sizin için Allah’ın rızasına doğru atılmış mübarek bir adımdır. Adının ilişki, banyo, zevk diye anıldığına aldanmayasınız. Adına bakmayın, onlara ecir vaat edene bakın.

Eşinizi tenkit etmemeye çalışın; tenkit yerine öneriler getirin. ‘Niye böyle yapıyorsun?’ yerine ‘şöyle yapsak mı?’ deyin. Daha çabuk iş bitirirsiniz.

Sizin için en büyük sorunlardan biri, bu performansınızı, aybaşı gibi stresli günlerinizde gösteremeyeceğinizdir. Aslında eşinizin sizden bu denli üstün bir ilgi gördükten sonra o günlerinizde sizi anlayışla karşılaması gerekir. Olması gereken budur. Bunu siz, o zamanlarınızdan önce, yeri geldiğinde o günlerinizde eşinize izah edebilirsiniz.

3- Doğuracağınız her çocuğu, bir cennet teminatı olarak görmelisiniz. Kaç kere cennet teminatı almak istiyorsanız o kadar da çocuk doğurun. Çocuk doğurmanıza sıhhatle ilgili nedenler dışında tek bir neden geciktirme veya önleme nedeni olabilir. O da şudur: Eğer eşinizin size yoğun ilgisi, onun mesela bir yıl sonunda hâlâ ilk gece gibi yüksek oranla devam ettiğini görürseniz, çocuk onu bir tür mahrumiyete itebileceği için onun da rızasıyla çocuğu erteleyebilirsiniz. Üçüncü çocuktan sonra da böyle bir endişe olabilir. Bu bir erteleme nedeni olabilir. Bunun dışında sakın cennetinizi teminat altına alan garantileri iptal etmeyesiniz. Sakın ameliyatla çocuk doğurmayın. Allah’ın fabrikası ile oynamayın. Çocukla beraber çok şeyi kaybedersiniz.

Çocuk doğurduğunuzda inşaallah, bana muhakkak yazın. Hem ben, Ümmet’im adına bir kere daha sevineyim hem de o zaman neler yapacağınızı konuşalım.

4- Eşinizin akrabalarına, eşinizin onlara gösterdiği ilginin paralelinde bir ilgi gösterin. Abartmayın, horlamayın.

5- Eşinizin ibadetlerdeki kusurlarını bir hafta içinde düzeltmeye kalkışmayın. Hepimiz, zamanla düzelecek bir yoldayız. Çok sabredin, çok uda edin. Şeytanı mutlu edecek acelecilik ve yüksek seslilik yapmayın.

6- Muhakkak yılda bir kere Bakara ve Âl-i İmran sureleri evinizde okunsun. Ama siz ve eşiniz okuyacak.

7- Sıfır sorunlu bir ev hayali kurmayın, gerçekçi olun. Sorunlu bir aile kurmuş Adem’in çocukları olarak, sorun deposu gibi bir dünyada yaşıyoruz. Sorunlar muhakkak olacak ama biz sorunlardan büyük olacağız. Sorunları da huzurun malzemesi olarak kullanacağız. İstişare edeceğiz, iyisini arayacağız fakat asla yılmayacağız.

Eşinize, size dualar ediyorum. Gurbettesiniz, sizden de dualar bekleriz.

Cennet ailesi olmanızı dilerim.

NUREDDİN YILDIZ

Kaynak: www.fetvameclisi.com